PROMPTER SİSTEMLERİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Prompterin tarihçesi ele alındığında, akıcı ve anlaşılır konuşma, özellikle mesleğini bu beceriyle yürütmek zorunda olan kişilerin en önemli sıkıntısı olmuştur. Devlet adamları, siyasetçiler, eğitmenler, yöneticiler, sahne sanatçıları, sunucular gibi birçok meslek grubunda işini ve deneyimini, dinleyenlere konuşarak aktaran ve bunu yaparken aynı zamanda karşısındakileri ikna etmek ve etkileyebilme görevini de üstlenen kişiler hitabet sanatının zorluğunu çoğunlukla yaşamıştır. Tiyatrolarda, sahnenin görünmeyen bir yerinde veya kuliste durarak, oyunculara sözlerini fısıltıyla söyleyip hatırlatan ve “suflör” olarak adlandırılan yardımcılar, bugünkü prompter teknolojisinin temel fikrini oluşturmuştur.

Türkçe karşılığı da “Suflör” olan ve sektörde yerleşmiş adıyla “Prompter” cihazları, konuşma yapan kişiye konuşma metinlerini bir ekran üzerinde göstererek konuşmanın devamlılığını sağlarken,  hatırlatma da yaparak adeta bir suflör’ün görevini yapmaktadır.

İlk basit prompter sistemi Jess Oppenheimer adlı (Yazar, Yapımcı ve Yönetmen) televizyoncunun 1950 yılında “I love Lucy”autocue-gorsel-2 adlı TV şovunu çekerken oyuncuların metinleri sık sık unutmasından dolayı kağıt ruloları üzerine metinleri yazdırması sonucu ortaya çıkmıştır. Jess Oppenheimer hemen bu sistemin patentini alır ve bir grup girişimci ile 1955 yılında Autocue Teleprompter firmasını kurar. Bu arada bir başka teleprompter firması olan QTV de Amerika Birleşik Devletlerinde kurulur. Her iki firmada stüdyolara prompter sistemleri kiralarlar.

1969 yılında Autocue Firması ilk kapalı devre prompter sistemini üreterek, stüdyoları Jess Oppenheimer’ ın kâğıt rulolarından kurtarmış ve aynı zamanda prompter sistemlerinde çığır açmıştır. Bu buluş kâğıt üzerinde yazılı metinlerin döndürülüşünün filme çekilmesiyle birlikte bu filmin bir CRT monitörde gösterilmesi ve bu monitördeki görüntünün prompter camı ile sunucunun görebilmesinin sağlanması esasına dayanmaktaydı. QTV firması da kısa bir süre içerisinde benzeri bir teknolojiyi kullanmaya başladı. 1970’lere gelindiğinde her iki firmada kiralama sistemlerinin yanı sıra prompter donanımlarını satmaya da başladılar.

1984 yılına gelindiğinde QTV, Autocue firmasını satın aldı. Sonraki yıl ise Autocue Grup ilk bilgisayar tabanlı prompter sistemi olan ScriptNet’i piyasaya çıkardı. Bu sıralarda ilk bilgisayar tabanlı haber otomasyon sistemleri TV istasyonlarında görülmeye başlanmıştı. Autocue Grup bu iki sistemi birleştirmek ve prompter sisteminin piyasadaki tüm haber sistemleriyle bir uyum standardı ortaya koymak için çalışmaya başladı. Ortaya Windows işletim sisteminin ilk versiyonları ile çalışan WinCue sistemleri çıktı.

Teknolojinin uzunca bir süre durağanlığından sonra 1994 yılında Autocue Grup ilk düz ekran prompter sistemini üretti. Sonraki on yılda düz ekran prompter monitörlerindeki teknolojik gelişim devam etti. Yüksek parlaklık ve çözünürlükte dizayn edilen TFT video monitörleri sayesinde, stüdyolarda prompter taşıyan tripod ve pedestallerin de fiziksel boyutları küçülme eğilimine girdi.

Bu arada Autocue firması WinCue prompter sistemlerinin özellikle TV merkezlerinde haber otomasyon sistemleriyle entegre edilmesinde de çalışmalar yaptı. Haber Merkezine bilgi akıtan ajanslardan verinin alınarak işlemlenmesi ve prompter sistemlerine aktarılmasının yanı sıra çoklu oynatım (Playout) , VTR ve karakter jeneratörü sistemlerinin kontrolü de Autocue haber otomasyon çözümleriyle sağlandı. CNN ile birlikte medya yönetimi konusunda çalışılarak kablosuz, tablet ve PC‘lerle metinlerin  paylaşımı ve üzerinde değişikliklerin yapılması geliştirilerek günümüze kadar gelindi.

Günümüz TV yayıncılığının her noktasında bilgisayar teknolojilerinin vazgeçilemez bir ağırlığı olmakla birlikte, teknik problemlerin tamamına yakınının yine bilgisayarlardan kaynaklandığı bilinir. Bu nedenle özellikle canlı yayınlarda bilgisayar tabanlı sistemler yedeklenir. İşte bu nedenle bir çok TV yayıncısı, prompter sisteminin çalıştığı PC leri de bu ihtimale karşı yedeklemiş ve yayın kontrol odalarında ve işletmede maliyetlerin artmasına neden olmuştur. Temelde bu nedenden yola çıkarak TV yayıncılığında işlerini daha da kolaylaştırmayı amaçlayan prompter üreticisi Autocue, prompter ’ların her noktada kolaylıkla kullanılabilmesi amacıyla çeşitli yeniliklere yatırım yapmıştır.

Kısaca özetleyecek olursak Autocue’nun yeni yazılım-donanım paketi Qmaster yazılım ile Qbox donanımından oluşuyor. Qmaster ana bilgisayarın yanısıra text dosyalarını ayrıca Qbox adında bir kutuya yüklüyor. Qbox bu bilgisayara ethernet link üzerinden bağlı böylece bilgisayarda herhangi bir problem olsa bile Qbox üzerinden iş akışı devam ediyor. Autocue tarafından geliştirilen bu IP Network tabanlı prompter sistemi aynı zamanda dünyada bir ilk oldu. Sonuç olarak bu ilk sayesinde, Textler dünyanın bir ucunda hazırlanıp dünyanın diğer ucundaki Qbox üzerinden spiker tarafından okunabilir hale geldi. Qbox ana bilgisayardan bağımsız spikerin yanında ve onun kontrolünde de olabiliyor.

Burada kritik konu LAN veya WLAN üzerinden kablolu veya kablosuz ulaştırılan yalnızca text bilgisi, geleneksel prompter sistemlerinde olduğu gibi bir video bilgisi değildir. Bu sayede fazla yer kaplamayan bilgi her türlü transmisyon kanalından hatta tabletler üzerinden bile Qbox a ulaştırılabilir. Dünyanın neresinde olursanız olun 7/24 prompterların kullanımı artık çok kolay ve bağlı bulunan kablo boyu ile sınırlı değildir. Bu durum stüdyo dışı yayın uygulamalarında büyük verimlilik ve rahatlık sağlamaktadır.

Autocue nun Qbox sistemleri, 2007 yılı başından beri kullanıma başlanmıştır. Qbox üzerinde SDI, HDMI, VGA, Dual Ethernet, USB 2.0, USB 3.0, Dual Serial Port bağlantı portları bulunmaktadır. Text bilgisi mevcut birçok transmisyon yönteminin yanı sıra herhangi bir memory stick ile Qbox a yüklenip bir bilgisayar olmaksızın da kullanılabilir.